DHA YURT BÜLTENİ – 2

dha-yurt-bulteni-2-mQ6XETSO.jpg

1) FRANSIZ SAVAŞ GEMİSİ, ÇANAKKALE BOĞAZI’NDAN GEÇTİ
 
ÇANAKKALE Boğazı’ndan geçen, Fransız Donanması’na ait ‘Commandant Birot’ isimli savaş gemisi, Marmara Denizi’ne doğru yol aldı.
Ege Denizi’nden Çanakkale Boğazı’na saat 07.00’de giriş yapan, Fransız Donanması’na ait, F796 borda numaralı ‘Commandant Birot’ isimli savaş gemisi, saat 08.15’te Çanakkale önlerine ulaştı. Marmara Denizi’ne doğru yol alan Fransız savaş gemisine, güvenlik gerekçesiyle 2 Türk Sahil Güvenlik botuyla eşlik edildi. 

Görüntü Dökümü
———————–
– Fransız Donanması’na ait F796 borda numaralı ‘Commandant Birot’un Çanakkale Boğazı’ndan geçişi sırasında çekilen görüntüler.

Haber-Kamera: Cemhan ŞEN/ ÇANAKKALE, (DHA)

=================================================

2) MAVİ VATAN’IN MUHAFIZI TCG KINALIADA KORVETİ, MİLLİ GURUR YAŞATIYOR

TÜRKİYE’nin Milli Gemi Projesi (MİLGEM) kapsamında inşa edilen dördüncü milli gemisi olan TCG Kınalıada (F-514) Korveti, İzmir Foça Limanı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin mavi vatandaki hak menfaatlerinin korunması maksadıyla verilecek her türlü görevi icra etmek için nöbet görevini sürdürüyor. Ada sınıfının diğer korvetlerine ek olarak ‘Atmaca’ adı verilen yerli füze ve ‘Ağ Destekli Veri Entegre Sistemi’ gibi farklılıklarla donatılan TCG Kınalıada Korveti’nde gelişmiş donanmalarla yarışabilecek yazılımlar bulunuyor.
Türkiye Cumhuriyeti Donanması’nın yeni nesil savaş gemisi ihtiyacını karşılaması adına başlatılan projelerden biri olan Milli Gemi Projesi (MİLGEM) kapsamında, TCG Heybeliada, TCG Burgazada ve TCG Büyükada’nın ardından inşa edilen ada sınıfı dördüncü milli gemisi olan TCG Kınalıada (F-514) Korveti, İzmir Foça Limanı’nda nöbet görevini sürdürüyor. Türk mühendislerinin tasarladığı ve tamamen Türk iş gücüyle inşa edilen TCG Kınalıada Korveti’nde, ada sınıfının diğer korvetlerine ek olarak ‘Atmaca’ adı verilen yerli füze ve ‘Ağ Destekli Veri Entegre Sistemi’ gibi farklılıklar bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin mavi vatandaki hak menfaatlerinin korunması, uluslararası sularda sancak varlık gösterilmesi ve caydırıcılık sağlanması maksadıyla verilecek her türlü görevi icra etmek için nöbet görevini sürdüren TCG Kınalıada Korveti, yerli silah sistemleri, savunma teknolojileri ve gelişmiş donanmalarla yarışabilecek yazılımlarla donatıldı. Türk Deniz Kuvvetleri’nin sürat, denizcilik ve stabilite isteklerini karşılayacak şekilde geliştirilmiş tek gövdeli deplasman tipi tekne formunda olan Kınalıada’nın tam boyu 99.5 metre ve genişliği 14.4 metre olarak yapıldı.
10 TONLUK BİR HELİKOPTER İÇİN GEREKLİ PLATFORMA SAHİP
2 bin 400 ton deplasmanı ve 3.9 metre draftıyla 5 deniz durumunda kısıtsız, 6 ve üzeri deniz durumunda kısıtlı hareket kabiliyetine sahip olan TCG Kınalıada Korveti, 10 tonluk bir helikopter için gerekli platform, hangar ve kapsamlı ekipmanlarına sahip olacak şekilde dizayn edildi. TCG Kınalıada Korveti’ne 96 kişilik mürettebatın tayini gerçekleşti. Türkiye denizlerinin tüm hava koşullarında denenmiş olan Kınalıada gemisinin personeli ise denizaltılara karşı savunma ve saldırı, hava taarruzuna karşı koyma, asimetrik saldırı gibi çatışma durumlarına yönelik eğitimlerini tamamlayarak savunma ve saldırı silahlarını kullandı.
‘ATMACA’ FÜZESİNİN FIRLATILMA ŞEREFİ KINALIADA’NIN
Çoğunluğu yerli imkanlarla geliştirilmiş ileri teknoloji sensör, elektronik harp, navigasyon ve haberleşme sistemleri ile donatılan Kınalıada, asimetrik, yüzey, hava ve sualtı tehditlerine yönelik savunma, aldatma, karıştırma ve bertaraf etme sistemlerine de sahip olarak tasarlandı. Öte yandan ada sınıfının diğer korvetlerinden Kınalıada’yı ayıran yerli ‘Atmaca’ füzesi, ilk defa Türk Donanması’na bağlı bir gemiden fırlatıldı. Bir diğer farklılık olan ‘Ağ Destekli Veri Entegre Sistemi’ (ADVENT) ile donatılan TCG Kınalıada’nın ağ merkezli harp yeteneği bulunuyor.
LOGOSUNDA PEK ÇOK ANLAM GİZLİ
TCG Kınalıada’nın logosunda milli mücadelenin 100’ncü yılı olan 2019 yılında hizmete girmesi sebebiyle kalpaklı Atatürk bulunuyor. Logoda bulunan 16 yıldız Tarihte kurulmuş büyük Türk Devletlerini, göğe yükselen roket milli güdümlü mermi ‘Atmaca’ ile kazanılan uzun menzilli angajman yeteneğini, amblemi çevreleyen hat personelin birbirine olan bağlılığını ve dayanışmasını sembolize ediyor.

Görüntü Dökümü
———————–
-TCG Kınalıada Korveti’nden genel detay görüntüler
-Muhabir anonsu (Hande Nayman)

Haber: Hande NAYMAN – Seyfi GÜL Kamera: Ahmet Turhan ALTAY / İZMİR, (DHA)

=================================================

3) KORONAVİRÜS DÖNEMİNDE, DEVE SÜTÜNE TALEP PATLAMASI
 
DENİZLİ’nin Sarayköy ilçesinde üretimi yapılan deve sütüne, koronavirüs salgını döneminde talep, yüzde 150 arttı. Türkiye’nin birçok şehrinin yanı sıra yurt dışına da gönderilen deve sütü, litresi 100 liradan alıcı buluyor.
Sarayköy ilçesi, Türkiye’nin önemli deve üretim merkezleri arasında yer alıyor. İlçede bulunan çiftliklerde erkek develer, güreşler için hazırlanırken, dişi develerden de süt elde edilip satılıyor. Çiftliklerin önemli gelir kaynakları arasında yer alan deve sütü, litresi 100 liradan alıcı buluyor. Günde 3 kez makineyle sağılarak, elde edilen deve sütü, Türkiye’nin birçok şehrinin yanı sıra yurt dışına da gönderiliyor.
SARAYKÖY’DEN AVRUPA’YA DEVE SÜTÜ
Sığma Mahallesi’nde oturan ve 30 yıldır deve üreticiliği yapan Raşit Durmaz, “15 yıldır deve sütü üretimi de yapıyorum. 9 devem var. 1 deveden 2 ile 3 litre arası süt alıyoruz. Litresini 100 TL’ye satıyoruz. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye’ye yoğun olarak deve sütü gönderiyoruz. Yurt dışından tatile gelenler, dondurulmuş deve sütlerimizi yanlarında götürüyor. Hollanda, Almanya, Fransa gibi ülkelere de deve sütü gönderdik” dedi.
‘TALEPLERE YETİŞMEMİZ ÇOK ZOR’
Deve sütünün şifa kaynağı olarak görüldüğünü belirten Durmaz, “Koronavirüs döneminde, deve sütüne yoğun talep var. Bağışıklığa iyi geldiği biliniyor. Taleplere yetişemiyoruz. Talep oranı geçmişe göre, yüzde 150 arttı. Alıcılar için liste oluşturduk. Müşterilerimiz sıralarını bekliyorlar” diye konuştu.
Deve sütü üreticilerinden Ahmet Bulanık ise “Bu süt sayesinde vücudumuzun bağışıklık sistemi kuvvetleniyor. Bu yüzden aşırı talep mevcut. Taleplere yetişmemiz çok zor çünkü develer, inekler gibi çok süt vermezler. Biz sütlerimizi  eksi 18 derecede dondurup, siparişlerimizi hazırlamaya çalışıyoruz” dedi.

Görüntü Dökümü
———————–
-Deve çiftliğinden görüntü
-Develerden görüntü
-Raşit Durmaz’ın develeriyle ilgilenmesi ve öpmesi
-Develerin süt için sağılmasından görüntü
-Deve sütünden görüntü
-Ahmet Bulanık’ın deve sütü içmesi
-Raşit Durmaz ile röportaj
-Ahmet Bulanık ile röportaj

Haber-Kamera: Deniz TOKAT / DENİZLİ, (DHA)

=================================================

4) ÇİFTÇİ VE DENİZCİNİN GÖZÜ KULAĞI RADAR İSTASYONU MANZARASIYLA DA HAYRAN BIRAKIYOR

Antalya’nın Kumluca ilçesinde 1000 rakımlı tepede konuşlu Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’ne ait radar istasyonu hem çiftçi ve denizcinin gözü kulağı olurken hem de sahip olduğu manzarasıyla ilgi çekiyor. 10 yıldır tesiste çalışan Mustafa Karacan, “Bölgemizde oluşan anlık yağmur, doğal afet gibi olayları bildiriyoruz. Tesisin içinde yaşam alanımız var. Televizyonumuz var, internetimiz var, mutfağımız var. Her şeyimiz var” dedi.
Kumluca’nın turizm merkezi Adrasan ve Karaöz koylarının arasında kalan 1000 rakımlı Markiz Tepesi’nde konuşlanan Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’ne ait radar istasyonu, bölgedeki çiftçi ve denizcilerin gözü kulağı oluyor. Çok geniş bir alanı tarayan ve anlık meteorolojik bilgileri paylaşan radar istasyonu, anlık hava sıcaklığı, fırtına, hortum, dolu ve sağanak gibi meteorolojik bilgileri tespit ediyor. Muğla’nın Fethiye ilçesinde Antalya’nın Mersin sınırına, Akdeniz sahilinden, Burdur ve Isparta’ya kadar geniş bir alandaki hava olaylarını tarayabilen bu radar, son yıllarda kesin meteorolojik veriler paylaşarak bölge halkına faydalı oluyor.
AYNI ZAMANDA MUHTEŞEM BİR MANZARAYA SAHİP
Meteorolojik verilerin sağlıklı şekilde tespit edilmesine katkı sağlayan bu radar istasyonu, aynı zamanda manzarasıyla da ilgi çekiyor. Radar istasyonunun bulunduğu noktadan özellikle havanın açık ve nemsiz olduğu zamanlarda turizm merkezi Adrasan Koyu, Karaöz Koyu, ünlü Sulu Ada, Gelidonya Feneri, Finike ve Kumluca ovaları ile Manavgat, Antalya, Serik, Alanya sahilleri, kuzeyde ise Beydağları, Tahtalı Dağı ve Tahtalı Teleferik gibi muhteşem bir manzara görülebiliyor. Asfalt olmayan, dik yamaçlardan ve kayalık bir alandan çıkılabildiği için çok zorlu bir yolu bulunan radar istasyonuna ancak 4X4 araçlarla veya motosikletle çıkılabiliyor.
‘GÜNEYDE TÜRKİYE’NİN EN UÇ NOKTASINDAYIZ’
Tesisin 4 çalışandan birisi olan Mustafa Karacan (36), “10 yıldır Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü Radar İstasyonu’nda çalışıyorum. Buranın ismi Markiz Tepesi. Adrasan, Karaöz’den yamaçtan ulaşımı var. Yolları biraz sıkıntılı. Zaten gelenler, burayı bilenler yolun zorlu olduğu bilir. Manzaramız gayet güzel. Sulu Ada, Kumluca, Mavikent, Adrasan Koyu her yer ayağımızın altında. Gelidonya Feneri de arkamızda. Tüm bölgenin ucundayız. Yani en uçta biz varız. Tüm bölge ayağımızın altında. Güneyde Türkiye’nin en uç noktasındayız. Yani tüm denize hâkim olan nokta burası. Buranın rakımı 1000 metre. Turizm merkezi Adrasan’a 15 kilometre, Kumluca ilçe merkezine 28 kilometre. Ulaşım biraz zor” dedi.
‘TESİSİN İÇİNDE YAŞAM ALANIMIZ VAR’
İstasyonun 10 yıldır faaliyet gösterdiğini aktaran Mustafa Karacan, “Bölgemizde oluşan anlık yağmur, doğal afet gibi olayları bildiriyoruz. Bölgemizdeki insanlarımız fark etmiştir, bu yıl meteorolojik paylaşımlarda gayet iyi hizmet verdiğimizi düşünüyorum. Bölgemizdeki çekim alanı, Fethiye’den doğuya doğru, Kumluca, Finike, Elmalı, Antalya merkez, doğuya doğru bayağı bir etki alanımız var. Zaten bilgi sahibi insanlar internetten takip edebiliyor. İnternetten radar bilgilerini paylaşıyoruz. Meteoroloji uygulamasını indirdiğiniz zaman Antalya radarımızdan tüm bilgileri 15 dakika gecikmeli görebilirsiniz. Tesisin içinde yaşam alanımız var. Televizyonumuz var, internetimiz var, mutfağımız var. Her şeyimiz var. Allah’ımıza şükür. Gayet iyiyiz” diye konuştu.

Görüntü Dökümü
———————–
– Tepenin gördüğü manzara
– Tesisten uzak ve yakın görüntü
– RÖP: Mustafa Karacan 

HABER- KAMERA: Ramazan SARIKAYALI/ KUMLUCA (Antalya), (DHA)

=================================================

5) TOROSLARIN ÖZGÜR YELELİ YILKI ATLARI

Antalya’nın Kaş ilçesinde pandemi sürecinde insan hareketliliği azalınca yılkı atları da daha özgür şekilde doğada dolaşmaya başladı. Torosların yüksek kesimlerindeki sedir ormanları içinde dolaşan yılkı atları görüntülendi. 
Pandemi sürecinde tam kapanma nedeniyle Yörüklerin yaylalara çıkamaması, ormanlarda ve yaylalarda insan hareketliliğinin yok denecek derece az olması doğada yaşayan yabani hayvanlara yaradı. Bu hayvanlardan biri de Toroslardaki sedir ormanları içinde, doğada yaşamını sürdüren yılkı atları oldu. Antalya’nın Kaş ilçesindeki sedir ormanlarında çok sayıda yılkı atı yaşamını sürdürüyor.
Bu yılkı atlarından 3’ü sedir ormanları içinde görüntülendi. Kaş’a bağlı Gürsu Mahallesi sınırları içindeki 1100 rakımlı Dalaklı mevkiindeki sedir ormanları arasında bulunan düz bir arazide görülen 3 yılkı atı özgürce dolaşıp, otladı. Bir süre çayırların arasında koşup, birbirlerine kur yapan yılkı atları, daha sonra yamaçtaki sedir ormanlarına doğru gitti. Kısa aralıklarla orman içinde de koşan atlar, bir süre yamacın doruğunda bekledi. Daha sonra atlar sedir ormanlarının arasında kayboldu.
Yılkı atlarını gören Erhan Yücesan, “Torosların zirvesinde 3 yılkı atı gördüm. Bu benim için çok büyük bir mutluluktu” dedi.

Görüntü Dökümü
———————–
– Atların drone görüntüleri
– Atların oynaması ve koşması
– Atların ormana kaçması
– Atların orman içindeki görüntüleri
– RÖP: Erhan Yücesan

HABER-KAMERA: Ahmet ACAR/ KAŞ (Antalya), (DHA)

=================================================

Exit mobile version