DHA YURT BÜLTENİ – 4

dha-yurt-bulteni-4-mpTkDGm2.jpg
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(ÖZEL)
1) 5 ASIRLIK CAMİNİN BOYA VE ÇİMENTOYLA KAPATILAN SÜSLEMELERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
 
ANTALYA Kaleiçi girişindeki Osmanlı eseri Tekeli Mehmet Paşa Camisi’nin, önceki 6 onarımda boya ve çimento sıvayla kapatılmış tarihi süslemeler, altın varaklar ve çinileri, raspa tekniğiyle yeniden gün yüzüne çıkarıldı.
Tarihi Kaleiçi’nde Saat Kulesi ve Yivli Minare ile birlikte kentin en önemli sembollerinden olan, 1600’lü yıllarda Osmanlı döneminde inşa edilen Tekeli Mehmet Paşa Camisi’nde Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce 2018’de başlatılan restorasyon çalışmalarında sona yaklaşıldı. CHP’nin uzun dönem genel başkanlığını da yapan Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın bayram namazlarını kıldığı cami olarak da bilinen camide, 2018 yılında başlatılan ve yaklaşık 3 yıl süren restorasyonun 2 aya kadar tamamlanması ve caminin yeniden ibadete açılması bekleniyor.
6 KEZ ONARIMDAN GEÇMİŞ
Vakıflar Bölge Müdürü Hüseyin Coşar, Tekeli Mehmet Paşa Camisi’nin Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde de geçtiğini belirterek, “Gayet süslü, ziynetli bir cami. Tarihi kaynaklarda, 1850 yılında Sultan Abdülaziz, Rodos’tan buraya geleceği için bir onarım yapıldığı geçiyor. Bu yüzden kadınlar mahfili olarak görülen alanın hünkar mahfili yapıldığı söyleniyor. 1850’den sonra cami 1909, 1940, 1952, 1977 ve 1996 yılında onarımlardan geçmiş, fakat en kapsamlı onarımı şu an yapıyoruz” dedi.
CAMİ YÜKLERİNDEN ARINDIRILDI
2018’deki ihale sonrası başlatılan restorasyonda caminin özgününde olan ve sonraki yıllarda kapatılmış çok sayıda veriye rastlanıldığını kaydeden Coşar, “Dış cepheler tamamen sıvalıydı, çimentolu sıva vardı. Biz burada tarihi dokuya uygun sıva raspası yaptık. Zaten öncesinde tarihi cami özelliği de çok fazla anlaşılmıyordu. Ama şu an baktığımızda bu cami yüklerinden arındırıldı ve sonradan çimentoyla kapatılan bazı çiniler, süslemeler ortaya çıkarıldı. Şu an tarihi caminin orijinal dokusuna uygun olduğu görülebiliyor” dedi.
ZEMİNİ BETON, KUBBELERİ BOYAYLA KAPATILMIŞ
Caminin zemininde yer alan 12 santimlik betonarme şapın kaldırıldığını belirten Coşar, “Alttan özgün tuğla döşeme ortaya çıktı. Kubbelerde hiçbir şekilde süslemeler gözükmüyordu, onlar ortaya çıkarıldı. Müezzin mahfilinde 9 kat boya katmanına raspa yaptık ve altında Edirne kari stilinde süslemeleri ortaya çıkardık. Ana kubbede de raspalar yaptık. Özellikle kilit taşı boyalı bir şekilde duruyordu. Altın varak izlerine rastladık ve altın varaklı şekilde kilit taşını yeniden restore ettik. Bu kubbe kasnaklarında özgün bir cami ve baştan sona Fetih suresi var. Hemen kıble tarafından başlayıp aynı yerde bitiyor” diye konuştu.
KUŞAKLARDA ALTIN VARAKLI SÜSLEMELER
Yine boyalı olan kuşaklarda raspa sonucu altın varaklara rastlandığını kaydeden Hüseyin Coşar, “Altın varaklı şekilde konservasyonunu yaptık. Fetih suresinin üstündeki motiflerde daha önce yoktu, çok niteliksiz motif vardı orada da raspa yaptık ve altta çok özgün, nitelikli bir süsleme gördük ve bu şekilde ihya etmiş olduk. Kubbelerde şu an görünen motiflerin hiçbiri yoktu. Üstü kapatılmış, boyanmıştı. Boya ve sıva raspaları sonucunda ortaya çıkardık” dedi.
SÜSLEMELER YAĞLI BOYAYLA KAPATILMIŞ
Müezzin mahfilindeki süslemeleri ortaya çıkarmak için 9 kat boya raspası yaptıklarını dile getiren Coşar, “Burası yağlı boyayla tamamen bembeyaz boyanmış duruyordu. Yine üstündeki, başka camide yok, ciddi süslemelere rastlandı ve aslına uygun şekilde konservasyonunu yapıp ziyarete açacağız. Müezzin mahfilindeki babalar dediğimiz süslemeler de yoktu. Üzerlerine boyalar yapılmış ve zamanla deforme olmuş, biz kaldığı şekliyle muhafaza edeceğiz” diye konuştu.
EN ÖZGÜN KISMI KADINLAR MAHFİLİ
Özellikle kadınlar mahfilinde çok özgün süslemeler ortaya çıkarıldığını anlatan Hüseyin Coşar, “Kadınlar mahfilinde, bu camiyi diğer camilerden ayıran çok önemli bir özellik var. Pencere alınlıklarında hem iç hem dışta Kaside-i Münferice bulunuyor. Kaside-i Münferice 1040 yılında Tunuslu bir alimin kasidesi. Artık nasıl yazıldıysa o dönemi bilmiyorum ama Tunuslu alimin eşyaları çalınıyor, çok zor durumda kalıyor, sonra çalınan malları geri geliyor ve bu şekilde Münferice Kasidesi yazılıyor. Daha sonra bu sıkıntılardan kurtulmak için okunuyor. Aslında caminin avizelerini kapatınca loş bir hava oluşuyor. Çok aydınlık bir cami değil. Tabi düşünmeden de edemiyoruz, acaba bu sıkıntı, ıstırapları yansıtmak için mi yapıldı bu cami, bilemiyoruz tabi” diye konuştu.
KAYIP BEYİTLER BULUNDU
Kadınlar mahfilinde kayıp olan iki beyitin de ortaya çıktığını söyleyen Coşar, çini üzerindeki bu beyitlerin hem yukarı hem de aşağıdan görülebilecek şekilde bir niş yapılarak sergileneceğini açıkladı. Camideki en özgün süslemelere bu bölümdeki kubbede rastladıklarını belirten Coşar, “Hem klasik dönem hem de sonraki barok stilde süslemeler ortaya çıktı. Biz her ikisini de orada canlandırdık. Klasik dönem Rumiler, birçoğunda hiç canlandırma yapmadık, diğeri de 18-19’uncu yüzyılda barok stil süslemeler yapılmış. Onların da altında klasik dönem süslemeler var ama her ikisi de nitelikli ve restorasyon bilimi açısından da korunması, yaşatılması lazım. O yüzden motiflerin hangisi daha ayakta kaldıysa onları ikiye böldük. Yarısında klasik dönem, diğer yarısında barok stil süslemeleri mevcut. Tabi bu Türk barok stili, caminin en özgün kısmı burası aslında” dedi.
MERSİN BALIĞI TUTKALI KULLANILIYOR
Camide, üzerlerinde ‘Allah’, ‘Hz. Muhammed’, ‘Hz. Ebubekir’, ‘Hz. Ömer’, ‘Hz. Osman’ ve ‘Hz. Ali’ yazılı hat eserlerin de büyük tahribata uğradığı, ciddi ölçüde çatlaklar oluştuğu belirlendi. Hat eserler üzerindeki çatlaklar, tarihi Orta Asya’ya kadar giden Mersin balığından elde edilen tutkalla düzenlendi. Hat eserlerin nitelikli tarihi mimari özelliğe sahip olduğunu belirten Coşar, çatlakların Mersin balığından elde edilen tutkalla konservasyon yapıldığını açıkladı. Coşar, “Çatlakların daha fazla artmaması için onarıcı değil, çatlak ve deformasyonun daha fazla ilerlememesi için uygulanan bir yöntem. Yüzyıllardır da uygulanıyor. Mersin balığından elde edilen balık tutkalı saf suyla karıştırılıp, alttan ısıtma yöntemiyle eritiliyor. Hiçbir kimyasal yok” dedi.
ORGANİK KİMYASAL
Hat eserlerin konservasyonunu yapan restoratör nakkaş Mehmet Yetişkin, Mersin balığının hava kesesinden elde edilen ve dünyanın en kuvvetli organik yapıştırıcısı olduğu da söylenen tutkalla yapıştırılarak, yeniden koruma altına aldıklarını açıkladı. Yetişkin, “Mersin balığından alınan yapıştırıcı özelliğe sahip kısmı inceltip, çözelti olduktan sonra bezle üzerine uygulama yapıyoruz. Kimyasalların zarar vereceği düşünüldüğünden organik kimyasal olarak görüyoruz. Atalarımız, Orta Asya’dan beri yay kirişlerinde kullanmış bunları, yüzyıllar boyunca kullanmış. Amacımız esere hiçbir şekilde zarar vermeyip önümüzdeki yüzyıllara aktarabilmek” ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü
———————–
– Cami dış plan görüntü
– Cami içinden görüntü
– Cami içi çalışmalardan görüntü
– RÖP1: Hüseyin Çoşar
– Cami bahçesi mozaik alandan ve çalışmadan görüntü
– Cami iç kubbelerden görüntü
– Hat eserleri üzerinde çalışma yapılırken görüntü
– Mersin bayığı tutkalının görüntüsü
– RÖP2: Hüseyin Çoşar
– RÖP3: Mehmet Yetişkin (Nakkaş)
– Mersin balığı tutkalının hazırlanması ve uygulanması

HABER: Mehmet ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,(DHA)

========================================================

2) KORONAVİRÜS TEDAVİSİ GÖREN MATSO BAŞKANI BOZTAŞ HAYATINI KAYBETTİ

ANTALYA’da koronavirüs tedavisi gören Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Ahmet Boztaş (57) yaşamını yitirdi. Demirören Haber Ajansı (DHA) ekibinin hastanede sağlık çalışanların mücadelesini görüntülediği sırada yoğun bakım servisinde konuştuğu Ahmet Boztaş, “Bu işin şakası yok” diyerek uyarıda bulunmuştu.
MATSO Başkanı Ahmet Boztaş’ın 27 Mart ‘ta yaptırdığı Covid-19 testi pozitif çıktı. Geçen yıl kalp ameliyatı geçiren Başkan Boztaş, tedavisi için Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakım servisinde tedaviye alınan Ahmet Boztaş, 26 Nisan’da entübe edildi. 38 gündür tedavisi süren Ahmet Boztaş, bugün saat 08.30 sıralarında yaşamını yitirdi.
Ahmet Boztaş’ın cenazesinin bugün Manavgat’ta toprağa verilmesi bekleniyor.
‘BU İŞİN ŞAKASI YOK’ DEMİŞTİ
DHA ekibinin 15 Nisan’da AÜ Hastanesi Covid Yoğun Bakım ‘kırmızı kod’lu alanda koruyucu giysiler altında ter döken sağlık çalışanlarının koronavirüsle mücadelesini görüntülediği haberinde Ahmet Boztaş da, ‘Bu işin şakası yok’ uyarısında bulunmuştu. Boztaş, görevi sırasında çok tedbirli davrandığını, odasına HES koduyla ziyaretçi aldığını, en fazla 10 dakika görüşme yaptığını, tüm tedbirlere rağmen koronavirüse yakalandığını anlatmıştı. Kontrol amaçlı hastaneye yatıp 2-3 gün sonra solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakıma alındığını aktaran Boztaş, o gün kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, “Risk devam ediyor. İşin içine düşünce belli oluyor artık, bu işin şakası yok” demişti.

Görüntü dökümü
————————
– Akdeniz Üniversitesi Drone görüntüsü (arşiv)
– Akdeniz Üniversitesi hastanesi dış plan (arşiv)
– Yoğun bakım giriş (arşiv)
– Yoğun bakımdaki görüntüler (arşiv)
– Ahmet Boztaş’tan son detay görüntüler(arşiv) 
– RÖP1: Ahmet Boztaş’ın son röportajı(arşiv)
– Boztaş’ın etkinlik, seralarda, ödül törenlerinde (arşiv)
– Boztaş’ın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, TOBB Başkanı ile etkinkilrerde görüntüleri (arşiv) 

HABER: Mithat ABAKAN: KAMERA: MANAVGAT (Antalya), (DHA)- 

========================================================

3) TRABZON’DA AHIRA SALDIRAN BOZ AYI, 4 KOYUNU TELEF ETTİ

TRABZON’un Yomra ilçesinde bir ahıra giren boz ayı, saldırdığı 4 koyunu telef etti.
Yomra ilçesi Çamlıyurt mahallesinde kırsal alanda hayvancılıkla uğraşan Yusuf Can’ın ahırına önceki gece saatlerinde boz ayı girdi. Ayı, ahırda saldırdığı 4 koyunu telef etti. Sabah ahıra gelen Can, koyunların telef olduğunu fark etti. 
Saldırı sırasında, ayının pençeleriyle kapıyı kırdığını söyleyen Yusuf Can, “Hayvanlarla geçimimi sağlıyorum. Sabah bunları dışarıda görünce koşarak geldim. Kapıda izleri var, vurup kırmış. 4 koyunumu yedi. Bu bölgede çok ayı var. Biz bu ayıları öldürmek istemiyoruz ama ayılar da bizi öldürecek diye çok korkuyoruz” dedi.

Görüntü dökümü
————————–
– Telef olan koyunlar
– Yusuf Can açıklamaları
– Detaylar
Haber-Kamera: Selay SAYKAL TRABZON-DHA

========================================================

4) SİTE GÖREVLİSİNİ BIÇAKLADI, GAZETECİLERE EL HAREKETİ YAPTI

SAMSUN’da site sakini M.F.İ. (34) tartıştığı site görevlisi F.A.’yı (25) omzundan bıçakla yaralandı. Bıçağı klozete attığını söyleyen M.F.İ, kendisini görüntüleyen gazetecilere de, ‘Bunu da çek’ diyerek el hareketi yaptı.
Olay, dün saat 15.30 sıralarında Atakum ilçesi Yenimahalle’de meydana geldi. Site görevlisi F.A. ile site sakini M.F.İ. arasından bilinmeyen bir nedenle kavga çıktı. Kavga sonucunda site görevlisi F.A. omzundan bıçakla yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin, ilk müdahalesinin ardından F.A., Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırdı. Olay yerine gelen polis ekipleri tarafından kısa sürede yakalanan M.F.İ,  suç aleti bıçağı klozetin içine attığını söyledi. Gözaltına alınan ve sağlık raporu için Samsun Eğitim Araştırma Hastanesi’ne getirilen M.F.İ., kendisini görüntüleyen gazetecilere, ‘Bunu da çek’ diyerek el hareketi yaptı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü
———————–
– M.F.İ’nin sağlık raporu için hastaneye getirilmesi
– Detaylar

Haber-Kamera: Oğuzhan UYSAL, Hakan AKGÜN/SAMSUN, (DHA) –

========================================================

5) DONUKTAŞ ROMA TAPINAĞI, TURİZME KAZANDIRILMAYI BEKLİYOR

MERSİN’in Tarsus ilçesinde milattan sonra 2’nci yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen ‘Donuktaş Roma Tapınağı’ turizme kazandırılmayı bekliyor. Tarsus Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Yöneticisi Nadir Durgun, “Donuktaş Roma Tapınağı milattan sonra 4’üncü yüzyılda yaşanan büyük bir depremin ardından yıkılmış ve günümüze arkamızda yer alan kalıntılar ulaşmıştır” dedi.
Kuruluşu yaklaşık 8 bin yıl öncesine, Yeni Taş Çağı’na dayanan Tarsus ilçesi sahip olduğu tarihi yapılarla dikkat çekiyor. İlçe merkezinde yer alan ve milattan sonra 2’nci yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen antik dünyanın büyük tapınaklarından ‘Donuktaş Roma Tapınağı’ görkemli yapısıyla dikkat çekiyor. Halk tarafından “Donuktaş”, “Dönüktaş” gibi isimlerle anılan yapı, ilk bakışta büyük bir kaya kütlesini andırıyor. Roma betonu kullanılarak inşa edilen ve bölgenin en büyük mabedi olan yapının, kime atfedildiği tam olarak bilinmezken, milattan sonra 2’nci yüzyılın sonlarına doğru yapımına başlandığı, ancak bazı bilim adamlarına göre tamamlanamadığı belirtiliyor. 18’inci yüzyıldan bu yana birçok araştırmacının da ilgisini çeken yapının, 1836’da Fransız Konsolosu Gillet’in yaptığı keşiflerde dinamit kullanması nedeniyle büyük çapta tahrip edildiği kaydedildi. Seyyah Langolois’in yapı için “Sardanapal’ın Mezarı” benzetmesini kullandığı ve bunun uzun yıllar geçerliliğini koruduğu belirtildi. Tapınak hakkında bugüne kadar en ciddi araştırma 1982-1992 yılları arasında Tarsus Müzesi Başkanlığı’nda İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nezahat Baydur tarafından yapıldı. Kazılarda elde edilen bilimsel veriler neticesinde yapının tapınak olduğu belirlendi. Turizm Rehberi Azmi Erdoğan, antik çağda yapılmış dünyanın en büyük tapınağı olan  ‘Donuktaş Roma Tapınağı’nın turizme kazandırılması gerektiğini kaydetti.
‘BÜYÜK DEPREMDE YIKILMIŞ’
Tarsus Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Yöneticisi Nadir Durgun ise, “Kuruluşu Neolitik Çağa kadar uzanan, tarihte 3 kez başkent olan Tarsus aynı zamanda çeşitli din ve inançların merkezi konumundadır. Tarsus’ta bu din ve inançlara ait bir çok mabet bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Tarsus’un Tekke Mahallesi’nde yer alan, halk arasında ‘Donuktaş’ veya ‘Dönüktaş’ olarak adlandırılan Roma Tapınağı’dır. Donuktaş Roma Tapınağı milattan sonra 2’nci yüzyılda Roma İmparatoru Hadrian döneminde inşa edilmiştir. Tapınak hakkında günümüze kadar birçok araştırma yapılmış, en son 2012 yılında Almanya’nın Marburg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Winfried Held başkanlığında yürütülen çalışmalarda, 60 metre eninde, 130 metre uzunluğunda olan Donuktaş Roma Tapınağı’nın antik çağda inşa edilen dünyanın en büyük tapınaklarından biri olduğu anlaşılmıştır. 8 metre yüksekliğindeki tapınağın duvarların üzerinde 2,10 metre çapında 20 metre uzunluğunda sütunlar yer almaktaydı. Tapınağın üzerinde ise devasa bir çatı bulunmaktaydı. Donuktaş Roma Tapınağı milattan sonra 4’üncü yüzyılda yaşanan büyük bir depremin ardından yıkılmış ve günümüze arkamızda yer alan kalıntılar ulaşmıştır” dedi.

Görüntü Dökümü
———————–
-Antik tapınak tabela görüntüsü
-Muhabir anonsu
-Dron görüntüsü
-Yer kamerası
-Turizm Rehberi Azmi Erdoğan röp
-Tarsus Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Yöneticisi Nadir Durgun ile röp.
-Detaylar

Haber-Kamera: Okan ÇALIŞKAN/TARSUS/(Mersin), (DHA)

========================================================

6) HATAY’DA TARİHİ MECLİS BİNASI VE ADALI KONAĞI RESTORASYONU HAZİRANDA TAMAMLANACAK

HATAY’da bir dönem meclis binası olarak kullanılan tarihi bina ile yanındaki Adalı Konağı’nın restorasyonu devam ediyor. Hatay Valisi Rahmi Doğan, kültür sanat merkezi, kütüphane ve mutfak sanatları merkezi olarak hizmet verecek olan tarihi yapıların mülkiyetinin Hatay Valiliği’ne ait olduğunu, restorasyonun Haziran aynın ilk haflarında sona ereceğini söyledi.
1927 yılında Fransız mimar Leon Benju tarafından Antakya Köprübaşı olarak anılan meydanda inşa edilen ve 1938’den Hatay Devleti’nin Türkiye’ye katıldığı 29 Haziran 1939’a kadar meclis binası olarak hizmet veren tarihi bina ve yanındaki tarihi Adalı Konağı’nın restorasyonu devam ediyor. Restorasyon çalışmaları devam eden tarihi binalarda inceleme yapan Hatay valisi Rahmi Doğan, mimarlardan gelinen son aşamalarla ilgili bilgi aldı.
TARİHİ BİNALARIN RESTORASYONU HAZİRAN’DA BİTECEK
Tarihi meclis binası, Adalı Konağı ve yanında otel yerinin turizme kazandırılması için projelendirildiğini ve çalışmaların devam ettiğin söyleyen Vali Doğan, yaklaşık 4 bin metrekarelik alanda yapılan çalışmaların Haziran ayında biteceğini kaydetti. Doğan, tarihi yapılar ve proje ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Tarihi meclis binası ve Adalı Konağı özel mülkiyette olan iki binaydı ve Hatay kamuoyu yıllarca bunu tartıştı. Biz göreve başladığımızda, bu iki binayı kamulaştırdık ve kamulaştırdıktan sonra fonksiyon vermek amacıyla arkadaşlarla oturduk çalıştık ve meclis binasını kültür sanat merkezi olarak, Adalı Konağı’nı ise mutfak sanatları merkezi olarak planladık. O sırada, tarihi binaların yanında bulunan ve yıkılan otelin yeri de Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘yeşil alan’ olarak ilan edilmişti. Biz, büyükşehir belediyesi ile yaptığımız görüşme neticesinde burayı yeşil alan olmaktan çıkarttık, dolayısıyla da önümüze otelin yeri de geldi. Bunların tamamını birlikte projelendirip, birlikte planlayalım düşüncesiyle otelin arsasını, Adalı Konağı ile birleştirerek mutfak sanatları merkezine destek olmasını istedik. Haziran ayının ilk haftası içerisinde bu alanların tamamını Hatay Valiliği olarak teslim almış olacağız, bu binaların tamamının mülkiyeti valiliğimize aittir.ö
“OTEL YERİ VE MUTFAK SANATLARI MERKEZİNİN BİR KISMI İHALE AŞAMASINDAö
Kentin göbeğinde yer alan tarihi yapıların turizme ciddi manada katkı sağlayacağını ve çalışmaların titizlikle devam ettiğini belirten vali Doğan, “Bahçe olarak tasarlanan otel yeri, Mutfak Sanatları Merkezinin bir kısmının ihale karşılığında yine Hatay’a hizmet edecek, Hatay gastronomisine öne çıkaracak, dışarıdan gelen misafirlerimizi memnun edecek, onlara kentin lezzetlerini tattıracak firmalar için ihaleye çıktı. İhale henüz neticelenmedi, arkadaşlarımız şu an üzerine çalışıyorlarö ifadelerine yer verdi.

Görüntü Dökümü
———————–
– Tarihi binaların dışından detaylar
– Restorasyon çalışmalarından detaylar
– Hatay valisi Rahmi Doğan’ın tarihi yapıları gezmesi
– Hatay valisi Rahmi Doğan’ın konuşması
– Tarihi yapılan proje videosundan detaylar

Haber-Kamera: İzzet NAZLI / HATAY,(DHA)

========================================================

7) JANDARMADAN KAÇMAYA ÇALIŞIRKEN BACAĞINI KIRDI 

SAKARYA’nın Kocaali ilçesinde evde bir araya gelen 6 kişi oyun oynarken jandarma baskın yaptı. Kaçmaya çalışan bir kişi, dere yatağına atlayınca bacağını kırdı. 
Kocaali ilçesi Şerbetpınarı Mahallesi’nde dün gece saatlerinde bir evde bir araya gelen 6 kişinin oyun oynadığını belirleyen jandarma ekipleri baskın düzenledi. Ekiplerin geldiğini fark eden İsa K., paniğe kapılarak pencereden çıkıp dere yatağına atladı. 15 metre yükseklikten dere yatağına atlayan İsa K.’nin bacağı kırıldı. Jandarmanın haber vermesi üzerine gelen itfaiye ekibi İsa K.’yi dere yatağından çıkardı. İsa K. tedavisi için hastaneye kaldırıldı. Kısıtlamayı ihlal eden 6 kişiye 3 bin 150’şer lira ceza yazıldı.  

Görüntü Dökümü
———————–
-İtfaiye aracı detay 
-Olay yeri detay 
-Kemal Kün ile röp. 

HABER-KAMERA: Güven HASBAŞ-KOCAALİ (Sakarya), (DHA)

========================================================

8) ‘KEREBİÇ’ TATLISI, RAMAZAN SOFRALARININ VAZGEÇİLMEZİ OLDU

MERSİN’e özgü tescilli tatlı olan kerebiç, Ramazan ayında sofraların vazgeçilmezi oldu.
Mersin’e özgü coğrafi işaret tescil belgeli kerebiç tatlısı üreticileri, Ramazan ayında yoğun mesai gerçekleştiriyor. Sindirim sistemini yormayan, hafifliği dolayısıyla ramazan ayının önemli tatlıları arasında yer alan kerebiç, yoğun çalışmanın ardından kadınların ellerinde şekillenerek sofralara hazır hale getiriliyor. Hamurun irmik, yağ, karbonat ve şekerle yoğrulmasının ardından talebe göre fıstıklı ya da cevizli olarak hazırlanan tatlılar, üzerine çöven otu köklerinden yapılan kaymak konularak servis ediliyor. Ramazan tatlısı olarak çıkan kerebiç, yıllar içerisinde ününü arttırarak yılın her günü vatandaşların beğenisine sunuluyor. Kargoyla Türkiye’nin farklı illerine de gönderilen kerebiçe yurt dışından da yoğun talep eliyor.
FISTIKLISI 90, CEVİZLİSİ 60 LİRA
Ramazanda satışları büyük ölçüde artan kerebicin fıstıklısının kilogramı 90 liradan, cevizlisi ise 60 liradan satışa sunuluyor. Mersin’de yarım asırdan fazladır yıllardır kerebiç üretimi ve satışı yapan Kerebiççi Hayri Usta, Ramazan ayında üretimi iki katına çıkardı. Her gün kadınların sabahın erken saatlerinde başladıkları üretim, akşam saatlerine kadar sürüyor. Maske, eldiven ve hijyen kuralları çerçevesinde yapılan üretim sırasında kadınlar sosyal mesafeye de dikkat ediyor. Kerebiç satıcısı Pınar Tosunoğlu, “Kerebiç Ramazan tatlısı olarak ortaya çıktı, ancak şimdilerde yılın 365 günü üretim yapıyoruz. Talep çok iyi. Paket servis ve kargo ile hizmet veriyoruz. Hafif, hazmı kolay, lezzetli bir tatlı. Tüm vatandaşlarımıza afiyet olsun” dedi.

Görüntü Dökümü
———————–
-Kerebiç üretimi
-Kerebiç servisi
-Kerebiç ustası Remzi Akışık ile röp
-Kerebiç Pınar Tosunoğlu ile röp

Haber-Kamera: Soner AYDIN/MERSİN, (DHA)

========================================================

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Haberolduk.com - Son Dakika Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!