Reklamı Geç
ALGÜN İNŞAAT
Bayram Cafer izmirlioğlu

Bayram Cafer izmirlioğlu

Mail: bayramcaferizmirli081@gmail.com

İŞİMİZ MUHASEBE…

Geçenlerde bir esnaf dostumu ziyaret ettim. Hal hatır faslından sonra kendisine sordum, uzun süredir ticari hayatın içindesin, ticarette ilk dikkat ettiğin nokta nedir diye. Dostum bana ilk dikkat edilecek hususun “iyi bir muhasebeci” ile çalışmak olduğunu söyledi. Yapılan ticari faaliyetlerin kanuna uygun şekilde kayıt altına alınmasının önemli olduğunu, eğer bu gerçekleştirilemezse maddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

Demek ki ticari faaliyetin kanunlara uygunluk açısından test edilmesi için “iyi bir muhasebeci” tarafından vicdanın rahatlatılması lazım.

Bu hikayeyi bir kenara kaydederek başka bir mecradan yürüyelim izninizle.

Aynı arkadaşım işlerinin yoğunluğu nedeniyle çocukları ile yeterince ilgilenemediğini, çocuklarının hayata hazırlanması sürecinde tüm yükün eşi üzerinde olduğunu, çocuklarının büyüdüklerini hakkıyla idrak edemediğini, bu sebeplerden dolayı  rahatsızlık hissettiğini, son günlerde ciddi anlamda vicdan muhasebesi yaptığını belirtti.

Ben de ticari faaliyetlerde işlerin düzgün gitmesi için iyi muhasebeci bulmanın işin çoğunluğunu hallettiğinden bahisle, çocuklara karşı mevcut durumdan hissettiği rahatsızlık dolayısıyla” profesyonel” yardım alıp almadığını sordum.

Eşinin tavsiyesi ile instagram da bayağı takipçisi olan bir kişisel gelişimci ya da onun deyişiyle pedogagun yardımına başvurduklarını, uzmanın tavsiyesi ile çocuk gelişimi/eğitimi hususlarında kitaplar okuduğunu ancak hem uzman tarafından hem de kitaplardan vaaz edilen reçetelerin soruna cevap vermediğini söyledi.

Çaresiz gördüm onu, acı hisseder gibiydi.

Günümüz insanının çoğu gibi sorunu halledebilmek için dış destek almasının yeterli olacağını düşünüyordu. Ancak alınan dış destekler ne kadar bünyeye uygundu, ne kadar yaşanan sorunların çözümünde katkı sağlıyordu, herkes için yazılan ”aspirin” çareler onun derdine derman olabilir miydi? Bu sorulara cevap bulunması aslında işin odak noktasına ulaşmak olacaktı.

Anlaşıldığı kadar olmamıştı. Maddi olaylarda işin ruhu yoktu, yaşayan bünye , sürekli değişen bir ruh hali mevcut değildi. Bir problem oluştuğunda işin kitabına uydurulması kolaydı, sonuçta vicdanen rahatlamak halledilebilen birşeydi.

Oysa insan ile hemhal olurken, meşgul olunan insanı merkeze alarak, onun ihtiyaçları ve hissettiklerinin iyi çalışılması gerekiyordu. Yazılan reçeteler, uygulanan programlar, okunan kitaplar, eş-dost tavsiyeleri ancak çocuk ile duygusal anlamda bağ kurulabildiği ölçüde anlam kazanıyordu.

Arkadaşıma dedim ki, beynindeki tüm ön kabulleri silerek,  çocuğunu dinlemeye, anlamaya, dahası hissettiklerini keşfetmeye çalışırsan daha iyi edersin.

Demem o ki, anlaşılmadığını düşünen birey, anlaşılabilmek ve kabul görebilmek için, son kerteye gelince rutin dışı davranışlara yönelebilir.

İşte orada ne muhasebe kaydı işe yarar, ne iyi muhasebeci.